bağlamak

(-i, -e)
1. 拴: eşeği kazığa \bağlamak 把驴拴在木桩上 gemiyi iskeleye \bağlamak 把船拴在码头上 Keçiyi ipinden tutmuş, eve getirip ahıra bağlamış. 他抓起绳子把羊牵回家, 拴在羊栏里。Eşeği sahibinin dediği yere bağla da, varsın kurt yesin. 成́ 你就照他说的去做, 如有差池, 与你无关。
2. 系, 接; 连接; 拨通(电话): boyun bağı \bağlamak 打领带 ayakkabı \bağlamak 系鞋带 uçkur \bağlamak 系裤带 ip ipe \bağlamak 把绳子一根根接起来 Bana 68 42 22 88 numarayı bağlar mısınız? 请给我拨通68422288好吗?Boğaz'daki asma köprü Avrupa ile Asya'yı birbirine bağladı. (博斯普鲁斯)海峡上的斜拉桥把亚洲与欧洲连接在一起了。
3. 捆绑, 束缚, 使不能做: basiretini \bağlamak 使犯糊涂, 使昏头 dilini \bağlamak 堵某人的嘴, 不让说话 elini kolunu \bağlamak 束缚某人的手脚 gözünü \bağlamak 蒙骗, 蒙敝 kısmetini \bağlamak 使(女人)不能如意结婚 Onları arkadan kınnapla bağlamıştı. 他用绳子将他们反绑了起来。
4. 包扎: yarayı \bağlamak 包扎伤口 Hekim, geldiği günler kadıncağızın gözlerine merhem sürer, bir bezle de sımsıkı bağlarmış. 大夫来了, 给妇人的眼睛涂上药膏, 又用绷带把她的双眼紧紧地包扎了起来。
5. 捆扎, 打包, 包装: Dükkâncı satılan eşyayı paket yapıp bağladı. 店铺老板把卖出的东西包好捆好了。
6. 佩带: kılıç \bağlamak 佩带长刀
7. 拴, 关闭: kapıyı \bağlamak 把门拴上 su yolunu \bağlamak 关上水管 bütün yolları \bağlamak 封闭所有的通道
8. 转́ 约束, 管束: Bir takım kayıt ve şartlarla bizi iyi bağladılar. 他们用一大堆条件牢牢地限制了我们。Babası gibi kıskıvrak bağlar. 他就像他的父亲一样对他严加管束。
9. 转́ 联系, 结合: Arkadaşımın düşüncelerini benimkine bağlayarak aramızda amaç birliği olduğu kanısına vardım. 结合我和我同事的想法, 我认为我们的目标是一致的。
10. 转́ 纠缠, 缠住: Bu çocuk beni eve bağladı. 这孩子把我拴在了家里。Bu iş beni çok bağladı. 这件事缠了我很久了。
11. (就某事)达成(协议等): işleri sözleşmeye \bağlamak 就一些生意签订合同 Borcun ödenmesini bir anlaşmaya \bağlamak 就还债问题达成一项协议
12. 使投入, 使投身于: Kendisini işine bağladı. 他一心扑在了工作上。
13. 使亲近, 使接近: Birdenbire alevlenen büyük aşk Fatma ile Hasan'ı birbirine bağladı. 突然燃起的爱情之火使法特玛与哈桑走到了一起。
14. 赢得某人的关心(爱、尊敬等): Bu davranışınız beni size bağladı. 您的行动赢得了我对您的尊敬。İyi huyu ile kızı kendine bağladı. 他以良好的气质赢得了姑娘对他的爱。
15. 结束, 完成; 归纳, 归结: masalı \bağlamak 把故事讲完 sözünü \bağlamak 结束发言 Uzun boylu konuştuktan sonra sözünü bir sonuca bağladı. 大个子讲话以后, 他把他的发言作了一个归纳。
16. 分给, 发给: aylık \bağlamak 发生活费
17. 形成, 呈现, 变得: Ekin tane bağlar. 庄稼要灌浆了。Yarası kabuk bağlar. 他的伤口要结痂了。Ateş kül bağlar. 火要灭了。
18. 往酱里兑鸡蛋面糊等使之变稠
◇ bağlandığı yerde otla (n) mak 不长进, 没长进, 无进展: Atom çağındayız. Sen hâlâ bağladığım yerde otluyorsun azizm! 亲爱的, 现在都是原子时代了, 你还这么不长进!Yıllardır çalışır durur, bağlandığı yerde otlanmaktan bir türlü kurtulamadı. 他忙活了好几年, 可是一点儿进展都没有。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • baglamak — bağlamak III, 292, 309bkz: boglamak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • bağlamak — i, e 1) Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak Gemiyi iskeleye bağlamak. 2) Düğümlemek İpi ipe bağlamak. 3) i Yara ilaç koyup bezle sarmak Yarayı bağlamak. 4) i Denk yapmak, paket yapmak Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak. 5) nsz Oluşmak,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bar bağlamak — kir bağlamak, paslanmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çaput bağlamak — bez bağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • evin bağlamak — ürün tanelenmek, tane bağlamak, olgunlaşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sayfa bağlamak — dizgide dökülen kurşun satırları bir sayfa düzeni içinde toplayarak sıkıca iple bağlamak Sayfayı öyle sıkı bağlardı ki satırlar âdeta birbirine kenetlenirdi. Y. Z. Ortaç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aylık bağlamak — emekli olan veya başka sebeplerle çalışmayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek, maaş bağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bez bağlamak — 1) bebeklere altlarını kirletmesinler diye bez koymak 2) dileğin yerine gelmesi ümidiyle yatıra bir parça çaput veya eski kumaş parçası bağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • maaş bağlamak — aylık bağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sağlama bağlamak — (bir şeyi) sağlam kazığa bağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • atını sağlam kazığa bağlamak — eşeğini sağlam kazığa bağlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.